Atmosferik doom metal, ağırlığı ve karanlığı ile müzisyenden tam bir adanmışlık talep eden bir türdür. 27 yıllık amatör müzik geçmişinin ardından bu adanmışlığı tek kişilik bir stüdyo projesine dönüştüren Silentium Post Funera, Noktürn Records & Visuals etiketi altında üretim yapıyor. Lirikler, akorlar ve notasyon organik insan zihninden çıkarken; aranjman süreçlerinde yapay zeka teknik bir "sanal orkestra" olarak konumlanıyor. Bu röportaj metni, projenin felsefi, teknik ve kurgusal dinamiklerinin tamamını kayıt altına almaktadır.
Soru: Atmosferik doom metal, doğası gereği hem müzikal hem de lirik anlamda yoğun bir melankoli, katmanlı bir karanlık ve ağır bir tempo talep eden, inşası zor bir tür. Silentium Post Funera'nın yaklaşımına baktığımızda, Swallow The Sun gibi türün öncülerinin hissettirdiği o epik ve kasvetli yapının izlerini görmek mümkün. Böylesine yoğun ve çok katmanlı bir atmosferi tek bir zihinden çıkarıp bütünüyle dinleyiciye aktarmak ciddi bir izolasyon ve odaklanma gerektiriyor. Silentium Post Funera'nın temelleri tam olarak nerede ve nasıl atıldı? Tek kişilik bir proje olarak tüm bu müzikal altyapıyı, lirik felsefeyi ve vokalleri tek başınıza inşa ederken sizi bu spesifik karanlığa yönelten ana motivasyon kaynağı neydi?
Cevap: Aslında kaynak 30 yıl kadar öncesine gidiyor, 90'lı yılların sonlarıydı, ilk müzik grubumu kurduğumda esinlendiğim bir kaç gruptan birisi de Within Temptation idi. O yıllarda Enter albümleri yeni çıkmıştı ve albümün tüm şarkılarını neredeyse döndürüp döndürüp dinliyordum ve ne kadar dinlediğimi bile bilmiyorum. Atmosferik melankoliyi müzikle anlamlandırmak, hele ki metal müzikle anlamlandırmak bu demekti galiba. O zaman farkettim içimdeki ifriti. İfritten kastım içimde benden başka bir melankolik kişilik vardı, işte benim ifritim o. Dinlediğim ilk albümdeki parçaları ezberledim. Sonrasında ise ilk iki şarkı olan Restless ve Enter şarkılarını kendi grubumla cover'ladım. Bu şekilde başladık. Artık içimdeki ifrit uyanmış ve uyumamak için beni de olduğu yere çekmeye başladı. Gotik edebiyatı ve melankoliyi çoğu zaman birleştiren kurgular düşünmeye başladım. Sanırım ilk temeller bu şekilde atılmış oldu diyebilirim.
Soru: Kolektif bir gruptan çıkıp projeyi tek başınıza üstlenmek, özellikle doom metal gibi masif tonlara, katmanlı orkestrasyonlara, ağır gitarlara ve yoğun vokallere ihtiyaç duyan bir türde ciddi bir prodüksiyon yükü demektir. Günümüzde Silentium Post Funera'nın stüdyo dinamiği tam olarak nasıl işliyor? Bestelerin altyapısını, notasyonunu ve liriklerini hazırladıktan sonra, bu devasa atmosferik aranjeyi inşa etme ve parçayı nihai formuna kavuşturma sürecini nasıl yürütüyorsunuz?
Cevap: Öncelikle 30 yıla yakın süredir yazdığım lirikleri şarkı sözleri haline getiriyordum zaman zaman. Bu şarkı sözleri genel olarak zaten karanlık ve melankoliden beslendikleri için şiirsel olarak da okuyucuyu içine çeker cinstendi. Ancak şarkı sözü olabilmeleri için hissettirmek istedikleri duyguyu müzikle entegre hale getirmek gerekliydi. Kolektif yapı 15 yıl kadar sürdü, bu süre zarfında grup arkadaşlarım hayatlarının gereği olarak farklı yönlere savruldu, kimisi müziği bıraktı, kimisi farklı müzikler için farklı yerlere savruldu. Bu andan itibaren biraz ara vermem gerektiğini düşündüm. Evlendim ve hayatın getirdikleri ile yaşamaya devam ettim. Ancak ifritim halen uyanıktı ve elindeki sopa ile beni dürtüyordu. Hem yaşımın getirdiği olgunluk ve sabır, hem teknolojinin ilerlemiş olması ciddi etkenler oldu. Sonuç olarak ifritime cevap verdim ve SPF varoldu. Liriklerin şarkı sözü olması için müzikle birleşmesi gerekir demiştimya, işte orada tek başıma bu atmosferi nasıl kurarım sorusunun cevaplarını aramaya başladım. Teknolojik gelişmeler de bana biraz yön gösterdi. Ev stüdyomda altyapısını, enstrüman katmanlarını, trafiğini ve vokal armonilerini hazırlayıp kayıtlar yapmaya başladım. Bu ham kayıtların aranjeye ihtiyacı vardı ve bu noktada teknolojinin nimetlerinden faydalanmaya başlama zamanı gelmişti. Yapay zeka modellerinin hayatımıza girmesi ile büyük bir devrim yaşamıştık zaten insanlık olarak. Burada büyük orkestrasyonlar için kalabalık enstrümanist grupları lazımken, yapay zeka ile aranje yapmak daha cazip geldi. Kolaya mı kaçtım? Hayır. Sadece müziği daha iyi hale getirmek için teknolojik yardım aldım diyebiliriz. Tüm çalışmalar nihai hallerini yine benim müdahalem ile yani mixing ve mastering süreçleri benim tarafımdan yapılarak alıyorlar.
Soru: Atmosferik doom metal; organik tınılara, karanlık, ağır ve zaman zaman kirli ses frekanslarına ihtiyaç duyan, prodüksiyonda dinamik aralığın (dynamic range) yüksek tutulmasını talep eden bir tür. Yapay zeka destekli araçlar ise genellikle temiz, dijital olarak parlatılmış veya standartlaştırılmış ses çıktıları (stem'ler) üretme eğilimindedir. Kendi oluşturduğunuz iskelet üzerine yapay zekadan aldığınız orkestral veya enstrümantal aranjman kanallarını mix masasına yatırdığınızda; yapay zekanın bu "fazla temiz" dijital dokusunu kırıp türün felsefesine uygun o çiğ, organik ve melankolik "doom" atmosferini elde etmek için mix ve mastering süreçlerinde hangi spesifik teknikleri ve ses tasarım (sound design) yöntemlerini kullanıyorsunuz?
Cevap: Bu çalışmaları çoğu zaman logic pro ile yürütüyorum, çoğu eklentiyi kullanarak, o tertemiz kayıtları biraz kirletiyorum diyebilirim. Burada ayrımı şöyle yapmak gerekir. Ben hata yapıyorum, yani armoniyi yazarken, akor dizilimini belirlerken, notasyonu yaparken, tümünü insan hatası ile doğal olarak istemsizce süslüyorum. Bu noktada yapay zekayı ise bunları düzeltmek yerine, aynı bırakarak, benim yanlışlarımı düzelmeden şarkıları zihnimden çıkan ve gerçeğe en yakın hali ile aranje etmesi konusunda baskılıyorum. Burada tabi başarı oranı 80% lerde sanırım. Çünkü yapay zeka modelleri, ne kadar baskılarsanız baskılayın, kusursuzluk oluşturmak üzerine kurgulanmış durumda. İşte bu noktada da kullandığım eklentilerle de bu hataları geri getiriyorum.
Soru: Müzikal altyapının bu kadar titizlikle tasarlandığı bir ortamda, projenin kavramsal boyutu devreye giriyor. Silentium Post Funera'nın felsefi omurgası doğrudan ölüm sonrası sessizliğe, yaşarken işlenen günahlara ve bu günahların ölüm sonrasındaki cezalandırılma süreçlerine odaklanıyor. Bu teolojik ve melankolik felsefeyi ses dalgalarına dönüştürürken, liriklerdeki anlatı şarkının teknik trafiğini (örneğin; tempo değişimleri, ani sessizlikler veya agresif crescendo'lar) nasıl yönlendiriyor? Şarkıların üretiminden yayınlanmasına kadar tüm süreci kapsayan bu tek kişilik yapıda, liriklerdeki bu "ceza ve sessizlik" temasını görsel dünyanıza nasıl entegre ediyorsunuz?
Cevap: Şimdi burada şunu net bir şekilde ayırmak gerekiyor; SPF bir önceki EP ile bu söylediğin felsefeyi gütmekteydi. Yani Post Lucem Silentium EP'sinde Funeral Doom Metal felsefesi gereği ölüm sonrası sessizliğe odaklanmıştım. Ancak 28 Ağustos'ta yayınlanan Winterbound isimli EP ile artık Atmosferik Doom Metal türünün felsefi dünyasına daha da yaklaştım, Kış, karanlık, pişmanlıklar ve bitmeyen melankoli... Dolayısıyla benzer yapılar olduğu için kendi içimde yaşadığım melankoli ile gerçek hayatın dinamiğini entegre ediyorum. Bir tarafta içimde yaşadığım karanlık ve melankoli, diğer tarafta gerçek hayat içindeki koşturmaca, iyi bir eş ve insan olma çabası. Böylelikle karanlık ve melankoliyi müzikal olarak gerçek dünyadakilere de aktaran kişi oluyorum.
Soru: Bu noktada, içsel melankoliyi gerçek hayatın dinamiklerine entegre etme süreci teknik ve psikolojik bir soru doğuruyor. Günlük hayatın sıradan rutini, koşturmacası ve sosyal sorumlulukları ile Winterbound EP'sinin temsil ettiği o ağır, kış soğuğuna ve derin pişmanlıklara dayanan karanlık atmosfer arasında birbirini besleyen bir zıtlık mı var? Stüdyoya kapanıp o melankolik üretim sürecine girdiğiniz anlar ile stüdyodan çıkıp günlük gerçekliğe döndüğünüz anlar arasındaki bu keskin psikolojik geçişi nasıl yönetiyorsunuz; bu iki farklı hayat formu stüdyodaki nihai ses (sound) tasarımınıza yansıyan bir gerilim mi yaratıyor, yoksa tamamen birbirinden yalıtılmış iki ayrı alan olarak mı işliyor?
Cevap: Zıtlık yok. Aksine hepsi iç içe, çünkü insanoğlu daha doğarken kendi içinde uyuyan bir ifrit ile doğar. Tabi buna ben ifrit adını taktım, siz başka bir isim vermiş olabilirsiniz, bu ifrit; insanın doğası gereği, heyecanını, açlığını, korkularını, yanlışlarını, doğrularını ya da hüznü gibi somut ya da soyut bir çok durumunu yönlendirmesine sebep oluyor. Ben ifritimi bir noktaya kadar terbiye ettim ve ihtiyacım olduğunda içimdeki tabutunun kapağını açıp bana ilham vermesine müsade ediyorum sadece.
Soru: Bütün müzikal altyapıyı, kavramsal felsefeyi ve nihai prodüksiyonu kendi yönettiğiniz, kendi etiketinizle var olan tamamen izole ve bağımsız bir yapı söz konusu. Atmosferik doom metal doğası gereği oldukça niş ve spesifik bir dinleyici kitlesi talep eder. Arkasında endüstriyel bir plak şirketinin agresif pazarlama gücü olmadan, yalnızca kendi dinamikleriyle ilerleyen bu projede; Winterbound ve önceki çalışmalarınızı doğru kitleye ulaştırma stratejiniz nedir? Bağımsız bir sanatçı olmak, dijital çağda bu ağır ve karanlık müziği doğru kulaklara ulaştırmak konusunda size ne gibi teknik avantajlar veya aşılması gereken zorluklar sunuyor?
Cevap: Avantajı şu aslında; halen bu müziği dinleyen kemik bir kitle var, burada bu kitleye ulaşmak konusunda sorunlar yaşamak çok doğal. Çünkü; teknolojinin getirisi olan yapay zeka müzik konusunda işin içine girdiğinde kitleler bu yardıma karşı çıkıyorlar. Bu durumu şöyle özetleyeyim; ben de doom metal'in kendi içindeki dinamikleri ve enstrümantasyonu, vokalizasyonu ve kayıt aşamaları konusunda tam bir yobazımdır. Yobaz burada en doğru kelime bu arada. Benim yobazlığım burada türün vermek istediği hissi yapay zeka ile veremediğini düşünerek bu fikri savunanlar için diyecek bir kelimem dahi yok. Çünkü benim de dinlediğim diğer yapay zeka içerik üreticileri tarafından yapılmış parçalar bu durumu doğrudan ortaya koyuyor. Bir kaç satır direktif ve prompt ile parçalar yapmak çok kolay ancak, çoğu türün vermek istediği hislerden uzak robotik yapıtlar. SPF bu noktada bunlardan ayrılıyor. Daha önce de bahsettiğim gibi SPF yapay zekayı bir yardımcı olarak kullanıyor. Kitleye ulaşma konusunda ise geç kalmışlığın ya da geri kafalı olmamın çelmesine takılmış durumda olabilirim. Sosyal medyayı SPF için kısa bir süredir kullanmaya başladım. Sosyal medya üzerinden paylaştığım içerikler sayesinde şimdilik minik bir kitle oluşmuş durumda. Sanıyorum biraz daha zaman gerekli bu kitlenin kalabalıklaşıp olgunlaşması için.
Soru: Dinleyici kitlesiyle bağ kurma sürecinde sosyal medyanın yavaş yavaş devreye girmesi, müziğin sadece işitsel değil görsel olarak da pazarlanması gerekliliğini doğuruyor. Noktürn Visuals & Records çatısı altında yayınlanan ve yapay zekanın yalnızca bir araç olarak kullanıldığı bu üretim sürecinde, işin görsel tarafı da büyük bir önem taşıyor. Atmosferik doom metalin o melankolik, karanlık ve ağır hissini YouTube veya Instagram gibi genellikle hızlı tüketim üzerine kurulu sosyal medya platformlarında (örneğin Shorts gibi formatlarda) sunarken, müziğin ruhuna zarar vermeden bu görsel estetiği nasıl kurguluyorsunuz? Ayrıca, stüdyoda tamamen izole bir şekilde yaratılan ve yapay zeka destekli sanal orkestrasyonlarla inşa edilen Silentium Post Funera'nın geleceğinde, bu müziği kanlı canlı müzisyenlerle sahnede icra etmek gibi bir hedef (fiziksel bir performans) var mı, yoksa proje sonsuza dek stüdyo duvarları içinde kalan kişisel bir günce olarak mı kalacak?
Cevap: Burada görsel olarak yapay zeka daha baskın kullanılıyor aslında. Görsel evreni yaratırken Eşim Elif ve Kendi yüzümü yapay zeka ile birebir olacak şekilde gerçeğine %90 yakınlıkta yeniden oluşturup birer oyuncu olarak bu dünyaya kattım. Bu şu demek, videolar ya da görseller oluştururken karanlık ve melankoliyi yansıtabilecek senaryolar ve hikayeler oluşturup bu hikayelere bağlı kalarak kendi içinde dünyalar oluşturuyorum. Video klipler ve bu video kliplerden kesitler ile hem sosyal medya kısmında hem de resmi müzik videoları konusunda gereken eksiği tamamlıyorum. Burada en dikkat ettiğim konu ise, karakter ve hikayedeki stabilizasyon. Ayrıca eşimin gerçekliğini ve kendi gerçekliğimi geri planda da tutmuyorum, takipçi ve izleyicilere aslında o video ve görsellerdeki kişinin ben ve eşim olduğunu hayatın içinden gerçek fotoğraf ve videolar paylaşarak gösteriyorum. Belki de güçlü olduğum bir diğer nokta da budur.
Soru: Tüm bu görsel ve işitsel dünya ev stüdyosunun yalıtılmış ortamında, yapay zeka entegrasyonuyla inşa ediliyor. Silentium Post Funera'nın gelecekteki projeksiyonunda; bu müzikal altyapıyı kanlı canlı seans müzisyenleriyle birlikte gerçek bir sahnede (canlı performans/konser) icra etmek gibi fiziksel bir hedef bulunuyor mu, yoksa bu proje tamamen stüdyo duvarları ve dijital platformlar içinde var olan bir format olarak mı kalacak?
Cevap: Aslında kalbimin bir tarafında gerçek kanlı canlı müzisyenler ile sürdürme fikri her zaman vardı. Ancak aile hayatının getirdiği bir takım gerçekler bu durumu çok da zaman ayrılamaz bir gerçeklikle buluşturuyor. Dolayısıyla bir süre daha stüdyo projesi olarak devam edecek gibi görünüyor. Tabi gelecekte gerçek bir grup olmayacağı anlamına gelmiyor bu.
Soru: Müzikal üretimden görsel tasarıma, aranjeden mix/mastering aşamasına kadar her şeyi tek başınıza yürüttüğünüz ve doğrudan kendi etiketinizle dijital dağıtımı sağladığınız bu kapalı ekosistemde, üretimin teknik ve sanatsal sınırlarını siz belirliyorsunuz. Post Lucem Silentium ile başlayan ve Winterbound EP'si ile atmosferik, kış ve pişmanlık temalı bir doom metal formuna ulaşan projenin bir sonraki adımı ne olacak? Noktürn Records & Visuals çatısı altında yayınlanacak olan bir sonraki materyalde (ister bir tekli, ister tam uzunlukta bir albüm olsun) müzikal altyapıda veya felsefi konseptte yeni bir evrim planlıyor musunuz, yoksa Winterbound ile kurduğunuz bu karanlık formül, SPF'nin kalıcı standart kimliği olarak mı sabitlenecek?
Cevap: Farklı fikirleri projeye dahil etme düşüncesi aklımın bir tarafını sürekli meşgul ediyor, gitarist arkadaşlarımdan altyapı fikirleri almak ya da bir kısmını onlarla birlikte çalıp kaydetmek gibi düşünceler var aklımda. Dolayısıyla şu an Winterbound ile kurduğum atmosferik ve melankolik yapı bu şekilde kalsın isterim. Ancak arkadaşlarımı projeye dahil edersem, onların da etkileri olacağı için felsefi konsept yeniden tasarlanabilir ama şu an ki ekseninden çok da farklı bir noktaya evrilmez diye düşünüyorum. Çünkü bahsettiğim arkadaşlarımın da müzikal kimlikleri benim gibi.
Soru: Müzik projelerinde konseptin oturması, felsefenin netleşmesi veya dışarıdan müzisyen desteği alma fikirlerinin olgunlaşması, genellikle grupların tam uzunlukta bir albüm (full-length album) öncesi girdikleri stratejik planlama evreleridir. Tekli (single) veya EP (Extended Play) formatları fikirlerin test edildiği, atmosferin oturtulduğu formlar iken; albümler projenin nihai kimliğini tescilleyen ana yapı taşlarıdır. Arkadaşlarınızı projeye dahil etme fikri veya stüdyoda tamamen izole kalarak bu yapıyı sürdürme kararınız netleştiğinde; Noktürn Records & Visuals etiketi altında Silentium Post Funera'nın temellerini tamamen sabitleyecek tam uzunlukta, bütüncül bir albüm (full-length album) yayınlama planınız var mı? Eğer böyle bir hedefiniz varsa, bu hacimdeki bir materyalin prodüksiyon süreci ve yayınlanması için öngördüğünüz takvim veya çalışma taktiği nedir?
Cevap: Aslında arkadaşlarımı projeye dahil etme fikri netleşmese de ev stüdyosunda bir albüm yapma fikri var. Türün oturduğu algısı artık neredeyse yerleşti. Çünkü 30 yıla yakın süredir zaten yapmakta hevesli olduğum parçaların genel teması bu yönde. Dolayısıyla atmosferik ve melankolik doom metal dinleyicisine ulaşmasını istediğim daha çok lirik var. Bunları sadece derleyip parça haline getirerek albüm kaydı halinde sunmak için engel görmüyorum. Burada tek ihtiyacım olan bu liriklerin düzenlemelerini yaparken bir öykü evreni oluşturup dayandırabileceğim hikayeler oluşturmak. Altını hikayeler bütünü ile doldurduğum parçalar için belki 8-10 parçalık bir albüm yapabilirim. Bunu da 2026 yılı sonlarında yayınlayabilirim diye düşünüyorum.
Soru: Bir konsept albüm inşa ederken, lirikleri etrafında toplayacağınız "öykü evreni" teknik ve edebi olarak tüm müzikal trafiği belirler. 2026 sonu için planladığınız bu albümdeki hikaye kurgusu; birinci parçadan son parçaya kadar kronolojik olarak ilerleyen tek ve kesintisiz bir ana hikaye mi olacak, yoksa aynı karanlık evrende geçen ancak birbirine yalnızca tematik olarak (melankoli, kış, izolasyon) bağlı antolojik kısa öykülerin birleşimi şeklinde mi tasarlanacak?
Cevap: Aslında WINTERBOUND EP'sinin çıkış noktası olan Entropi öyküsüne benzer bir yapıda ama farklı karakterler ve farklı bir dünya olabilir. WINTERBOUND 'ı yaparken Entropi'deki evrene atıfta bulunarak, karanlık ve melankolik bir dünya oluşturmuştum. Burada Richard Wilson ve Sophie Herbert karakterlerinin kesişen hayatlarını konu alan hikayeden elde ettiğim genel konunun dalları aslında EP'deki üç şarkı. Albümde de bu tür bir anlatı güderek, doğrudan hikaye ile ilişkili lirikler ve hatta liriklerin içinde bu kez doğrudan hikayeden alıntılar yaparak, parçaları hikayenin içinde yaşatabilirim. Ve de hepsi bir hikayenin bütününü oluşturacak şekilde olabilir.
Soru: Liriklerin doğrudan bir hikayenin omurgasını oluşturması ve öyküden alıntılar içermesi, vokalist olarak size sadece bir şarkıcı değil, aynı zamanda bir "anlatıcı" (narrator) rolü yüklüyor. Atmosferik doom metalin klasik dinamikleri olan brütal vokaller, yoğun scream'ler veya temiz (clean) vokallerin ötesine geçerek; öyküdeki alıntıları ve karakter diyaloglarını dinleyiciye aktarırken "spoken word" (düz okuma/teatral konuşma) gibi farklı vokal tekniklerini aranjeye entegre etmeyi planlıyor musunuz? Ayrıca, metnin olay örgüsündeki yükselişler ve çözülmeler, albümdeki parçaların tempo değişimlerini ve gitar/davul şiddetini (distorsiyon seviyelerini) doğrudan dikte eden ana unsur mu olacak?
Cevap: Tabi, aslında Baritone clean vokaller ile spoken word türünde anlatıların olduğu kısa kesitler olabilir parçaların geçişlerinde. Şu an henüz planlamadığım ama muhtemel olarak yapacağım şey bu. Parça başlamadan önce maksimum bir yada bir buçuk dakikalık kısa kesitler halinde belki diyalog belki monolog şeklinde dinleyiciye, dinleyeceği şarkıdaki lirikler konusunda ipucu verir nitelikte bölümler olabilir. Burada liriklerin dinleyicide yaratmasını istediğim duygu durumunu hem vokal teknikleri ile hem de enstrüman partisyonlarındaki crescendo ve decrescendolar ile verebilirim.
Soru: Doom metal ve alt türlerinin dinleyici kitlesi, müziği genellikle dijital platformların ötesinde, koleksiyoner bir yaklaşımla fiziksel formatlarda (plak, CD veya kaset) tüketmeye meyilli, gelenekselci bir yapıya sahiptir. Liriklerin doğrudan bir öykü evrenine dayandığı, görsel dünyasının ve teatral vokal tekniklerinin ön planda olduğu bu hacimdeki bir konsept albümü Noktürn Records & Visuals etiketiyle yayınlarken; dağıtım stratejinizi yalnızca dijital platformlar (streaming) ile mi sınırlı tutacaksınız, yoksa hikayenin metinlerini, görsel konsept tasarımlarını ve albümün atmosferini destekleyen fiziksel formatta (örneğin kitapçıklı bir plak veya CD) basımlar yapmayı da planlıyor musunuz?
Cevap: Son sorunun cevabını şu şekilde verebilirim; Aslında albüm bir konsept içerik olacağı için dijital mecralardan kitapçık ya da hikaye örgüsünü dinleyiciye aktarmak oldukça zor. Dolayısıyla evet bir CD ve CD içinde bir hikaye kitapçığı ile ya da bir adım daha ileri giderek hikayenin tümünü daha geniş bir kitapçık halinde CD ile bundle şeklinde satış için sunabilirim. Bu şekilde hem kült dinleyici kitlesine yapay zekanın dinamikleri ile harmanlanmış eserlerin de aslında organik eserler kadar başarılı olduğuna, hem de bakın, "bu yapım bir kaç satır prompttan ibaret değil", "arkasında büyük bir emek ve insan gücü var" diyebilmenin en bariz yolu olabilir.